SPORUN SAĞLIĞIMIZDAKİ ÖNEMİ

9/11/2008 · Kategori: SPOR

sporun yararları

1-Hareket sistemi
Sporun sağlığa yararlı olduğu tartışılmaz bir gerçektir, fakat sportif bir aktiviteye başlamak için gerekli olan temel bilgiler genelde yetersizdir. Yani, yaşınıza ve fizik kondisyon düzeyinize uygun spor türünü seçmek önemlidir. Hareket sistemi üzerine sportif aktivitenin çok büyük yararları açıktır. Kas düzeyinde, çalışan kasların tonusunda ve kuvvetinde artış görülür.

-Sportif aktivite eklemlerin doğal genişlik derecesinin korunmasına ve gelişmesine olanak sağlar, ankiloza (eklemlerin katılaşması) karşı mücadele eder.

-beslenmeyi ve kıkırdakların devinme yeteneklerini kolaylaştırarak eklemlerin en iyi şekilde korunmasını ve bakımını sağlar,

-kemik düzeyinde; kalsiyum tutulmasını kolaylaştırır, yaşlı insanlarda sıklıkla görülen osteoporose hastalığına karşı mükemmel bir korunma aracıdır.

-kas tonusunun iyileşmesi sayesinde; sportif aktivite kalça, dizler ve özellikle omurga düzeyindeki ağrıların önüne geçilmesine olanak sağlar,

-bel ağrılarına karşı en iyi ilaçtır fakat, şayet omurganızın durumuna salık verilmeyen sporları ya da kötü jimnastik hareketleri yaparsanız, zararlı da olabilir,

2-Kalp-damar sistemi

Salık verilmeyenler hariç, düzenli antrenmanlar kalp-damar sisteminin işlevi üzerine yararlı etkilere sahiptir; kas yapıda olan kalp, kasılma kapasitesini yükseltir ve büyük bir etkinlik gücüne ulaşır, böylece kan organizmanın dokularına en iyi bir şekilde dağılım gösterir. Diğer taraftan fizik aktivite iki önemli kalp-damar hastalıkları risk faktörüne karşı etkili biçimde mücadele eder; arteriyel hipertansiyonu düşürür, aterosikleroza karşı en iyi ilaçtır; dolaşımı iyileştirir ve sporcunun beslenmesine dikkatini zorunlu kılar; böylece, damar sistemi üzerine zararlı etkileri çok iyi bilinen, alkol ve sigara gibi toksik etkileri olan maddelerden uzak durulur.

Özetle;

-kalbin çalışma sistemini düzenler, efektif ve ekonomik çalıştırır,

-periferik damar direnci azalacağından kalp üzerindeki yük kalkar,

-hipertansiyon düzelir,

-dolaşım hızlanır, bundan dolayı metabolik artıkların atılımı kalaylaşır,

-pulmoner oksijenasyon yeteneği artar

3-Dış görünüm

Spor bedeni geliştirir ve belli bir görünüş sağlar, fakat zayıflatmaz. Terleme ile kilo kaybı düşünülmemelidir, ter ile kaybedilen su daha sonra geri alınır. Fizik aktivite sellülite karşı etkili mücadele yöntemidir, kasları uyumlu hale getirir, aşırı kilo alımına yol açmaz (eğer body-building ile uğraşmıyorsanız).

4-Psikolojik yararlar

Bu etkiler uygulanan spor türüne bağlıdır ki bunlar en az fizik etkiler kadar önemlidir. Spor;

-kendine güveni uyandırır, hırsı artırır,

-heyecanı ve stresi azaltır,

-bedenin bilincine varılır, seksüel yaşamın düzenine katkı sağlar,

-beynin daha iyi oksijenlenmesi sayesinde, zekasal etkinliği yükseltir,

-gurup düşüncesi, bireyler arasında ilişkiler, karşılıklı olarak saygı kavramı gelişir,

-zevk alma duyusu gelişir; bu beyinden salgılanan hormonlar ile olur; endorfinler; aile ve mesleki kaygılardan kurtulmaya olanak sağlar.

Sporun Faydaları

Spor genç yaş gruplarında sorumluluk duygusunun yanı sıra, öfkeyi kontrol edebilme, saldırganlığı frenlemede sporun göz ardı edilemeyecek etkisi olduğunu, ayrıca dikkat dağınıklığının önüne geçtim esine destek olur.  Spor yapan çocuklar, enerjilerini sporla boşalttıkları için dersin başına oturduklarında daha verimli çalışır ve boşa vakit geçirmezler. Yaşıtlarına göre daha az hastalıklara yakalanır ayrıca, daha çabuk iyileşir. Takım ruhuna sahip oldukları için de yalnızlık hissetmez ve kendilerini dinleyecek bol zamanları kalır. Gençlik döneminde de bu çağın dinamizmini sporla değerlendirdikleri için alkol ve sigaradan uzak kalırlar. Gençliğin aşırı heyecanını spora aktarmak, olaylara yaklaşımlarda daha serinkanlı olmayı sağlar. Aynı zamanda gençler için çok gerekli olan kendine güven duygusu ve ifade yeteneği artar. Yediklerine, içtiklerine ve uykularına dikkat ettikleri için de iyi beslenir.

 

Günlük hayatımızı olumsuz etkiliyor

Spor yapan erişkinler, günlük hayatın stresini attıklarını ruh ve beden sağlığını daha uzun yıllar koruyabilirler . Spor, orta yaşta başlayan kalp ve tansiyon hastalıklarına yakalanma riskini azaltmakta, sigara ve alkolden uzaklaştırdığı için yaşlanmayı geciktirmektedir. Günlük hayatın monotonluğundan uzaklaşan orta yaşlılar, sıkıntı ve öfkelerini sporla attıkları için daha sağlıklı evlilikler yürütür ve gelecek nesillere örnek anne ve babalar olur. En önemlisi de dinç ve dinamik görünürler.     

  
Spor Unutkanlığın ilacı

Spor yaşlılar için   sadece bedensel yetilerle sınırlı kalmaz, bu yaş grubundakiler için çok önemli olan ruh haline de etki eder. Spor yapan yaşlılar, bu yaş grubunda sık görülen depresyona daha az yakalanır, kendilerini yalnız ve mutsuz hissetmezler. Fiziksel kapasitelerini ileri yaşlara kadar muhafaza ettikleri için kemik erimesi, kalp damar hastalıklarına daha az yakalanırlar. Dinç yapıları ile toplum içinde sevilen kişiler haline geldikleri için, evredekilerin takdirini kazanırlar. Yaşlıların beyin aktivitelerini artıran spor, unutkanlıkları da azaltır.
Spor her yaşta insanların hayatını kolaylaştıran, yaşamın niteliğini arttıran bir uğraştır. Spora başlama yaşı olmadığı gibi, bitiş yaşı da yoktur. Önemli olan uygun sporun seçilmesidir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

İSTANBULDAKİ TARİHİ YERLER OTEL OLUYOR

9/11/2008 · Kategori: OTELLER

İstanbul’da artık tarihi eserler otel olacak
Yazıcı görüntüsü Arkadaşına gönder20 Mart 2008

İstanbul’da şu anda tüm otellerin yatak kapasitelerinin dolu olduğunu ve ihtiyaca cevap veremediğini belirten Başbakan Tayyip Erdoğan, İstanbul’a özel tarihi eserlerin birçoğunu otele çevirme kararı aldıklarını belirterek, “Hem tarihimizi tanıtalım hem bu eserlerle yatak kapasitesini arttıralım” dedi.

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’a özel tarihi eserlerin birçoğunu otele çevirme kararı aldıklarını belirterek, “Hem tarihimizi tanıtalım hem yatak kapasitesini arttıralım” dedi. Erdoğan, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak restore ettirilen, Beşiktaş’taki “Akaretler Sıraevleri”nin açılış töreninde yaptığı konuşmada, İstanbul’da şu anda tüm otellerin yatak kapasitelerinin dolu olduğunu ve ihtiyaca cevap veremediğini söyledi.

ENGELLER VAR: Vatandaşın “Ben otel yapacağım ve bu şaheser olacak. Bırak da bitireyim” dediğini belirten Erdoğan, ancak engellerin çıkarıldığını savundu. Başbakan Erdoğan, “Biz yeni bir karar aldık. İstanbul’a özel tarihi eserlerimizin birçoğunu otellere çevirelim. Hem tarihimizi tanıtalım, hem bu eserlerle yatak kapasitemizi arttıralım” dedi. İstanbul’un “müze şehir” olması için müzelerin sayısının artırılması gerektiğini ifade eden Erdoğan, bu çerçevede hem vakıf eserlerinin hem de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın elindeki eserleri hızla hayata geçirmenin gayreti içinde olduklarını kaydetti.

YILDA 1.2 MİLYAR YTL: Erdoğan, 5 yılda 1.2 milyar YTL yatırım yaptıklarını, 50 bin kişiye istihdam sağladıklarını belirterek, “İşte tarihe, mirasa, kültüre sahip çıkmak budur” diye konuştu. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün sadece tarihi eserlerin restorasyonunu yapmadığını, 81 ilde 100 bin aileye sıcak yemek dağıttığını, 2007 yılında da bir uygulama başlatarak, her ay 794 ilçede 10 kalemden oluşan kuru gıda paketinin 75 bin aileye düzenli olarak dağıttığını anlattı. Erdoğan, bunun Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün asli görevi olduğunu, ancak bugüne kadar yapılmadığını söyledi.

İLK TOPLU KONUT ÖRNEĞİ: Akaretler’deki sıra evlerin Sultan Abdülaziz döneminde hizmete açılmış Osmanlı döneminin ilk toplu konut ve ilk sıra ev örneği olduğunu belirten Erdoğan, kendilerinin de toplu konuta büyük önem verdiklerini, 81 ilde başlatılan 290 bin toplu konuttan 170 binini sahiplerine teslim ettiklerini anlattı. Erdoğan, “İstiyoruz ki, Türkiye gecekondularla adeta akşam yatılıp, sabah planlanmış ülke olmasın. Üzerinde düşünülsün, projeler zihinsel üretimin neticesinde oluşsun. Bunu da başarmanın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi. Serdar Bilgili’nin Sıraevler’i restore ederek İstanbul’a hem tarihi bir mekan, hem işlevsel bir alışveriş merkezi hem de dinlenme ve nefes alma imkanı kazandırdığını belirten Erdoğan, “Şimdi Akaretler bizim için çok daha anlamlı bir mekan haline geliyor. Akaretler’den yukarı dediğimiz zaman artık yorulmayacağız. Bu yokuş artık dinlendiren bir yokuş oldu. Ortaya çıkan eserde, mimariden, estetikten, kullanışlılıktan ve sadelikten taviz verilmediğini görüyoruz. Aslına uygun olarak yapılması önemli” diye konuştu.

2010 Avrupa Kültür Başkenti hazırlığı daha hızlanmalı

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, 1950’li, 60’lı ve 70’li yıllarda kente başlayan aşırı göçün İstanbul’u tehdit ettiğini söyledi. Belli bir yükü alan İstanbul’un bunu artık kaldıramadığını ifade eden Erdoğan, şimdi depremle birlikte valilik, büyükşehir ve ilçe belediyeleriyle koordineli yeni adımlar attıklarını kaydetti. Yeni Yerel Yönetimler Yasası’nı da bunu için çıkardıklarını belirten Erdoğan, bu adımlarla birlikte İstanbul’un çok daha farklı bir hale geleceğini söyledi. Erdoğan, İstanbul’un 2010 yılı Avrupa Kültür Başkenti ilan edildiğini de hatırlatarak, “İstanbul’u süratle dünya kültür başkentine hazırlamamız lazım. Bunun çalışmaları yapılıyor. Birçok tarihi eser restore ediliyor. İnanıyorum ki, onurla, gururla 2010 yılını karşılayacak ve bunu da başaracağız” dedi.

Akaretler Sıraevler 75 milyon dolara tamamlandı

Vakıflar Genel Müdürlüğü gözetiminde Akaretler Turizm Yatırımları tarafından restorasyonu yapılan Akaretler Sıraevler’in restorasyonu 75 milyon dolara tamamlandı.

Dünyanın lüks otelleri arasında yer alan ve Avrupa’da açılan ilk oteli olarak nitelendirilen 137 odalı W İstanbul Otel de 1 Nisan’da faaliyete geçecek.

Akaretler Turizm Yatırımları A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Bilgili, 19. yüzyıl Osmanlı mimarisinin en önemli anıtsal projesi olan Akaretler Sırevler’i, tarihi ve kişiliğini koruyarak yeni bir kültürel doku yaratacak şekilde restore ettiklerini söyledi.

Akaretler Sıraevler’in İstanbul’un uluslararası bir marka ve çekim merkezi haline gelmesine katkı sağlayacağını vurgulayan Bilgili, projeyi İstanbul’un mimari ve kültürel çehresini değiştiren bir çalışma olarak nitelendirdi.

Artık kapanın elinde değil sahibinin elinde

İSTANBUL’da tarihi eserlerin ne hale geldiğinin görüldüğünü belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Batıya gidiyorsunuz bakıyorsunuz ki bütün tarihi eserlerini nasıl ele alıp canlandırıyor ve geleceğe yürüyorlar. Bizde ise ’Bırakın kendi haline gitsin’ diyoruz. İşte doğduğum, büyüdüğüm şehir. Buralardan geçerdik, maalesef kapanın elinde kalmıştı Akaretler. Ama şimdi kapanın elinde değil, gerçekten sahiplerinin elinde olan bir Akaretler var.”

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

TATİL

9/11/2008 · Kategori: TATIL

Hangisi olursa olsun her durumda ortamı lehinize çevirmeyi başarmalısınız. Küçük trajikomik durumlar yaşamamak ya da onları kolay atlatmak için önerilerimiz, hazırladığımız tatil senaryolarında gizli. Biri mutlaka sizi anlatıyor

Keşfeder ve yeniden keşfedersiniz... Fazla lükse gerek yok. 140 cm çapında bir döşek yeter de artar bile. Ancak arada sırada yatağın manzarasını değiştirmek aşıkların enerjisini artırıp ilişkiye renk katar. Egzotik bir tatil beldesi en uygun seçimdir. Kötü olasılıklar iki tür risk var.

Fazla hareket dinamizmi öldürür. Çocukça ve abartılı şakalar bıktırabilir. Güzel bir gecenin ardından pırıl pırıl bir sabahta keyifli bir kahvaltı yerine sırnaşık şakalar yapmaya başlayan sevgili antipati uyandırabilir. En iyisi biraz mesafe koymak!

Tam tersi de olabilir. Çok sakin ve hareketsiz bir yerin statikliği bulaşıcıdır. Düşünsenize, sevgiliniz yanı başınızda ama bezginlik öyle bir çökmüş ki bütün gün sırt üstü yatıp kımıldamıyorsunuz bile...

Sevdiğiniz adamı az çok tanıyorsanız tatil boyunca nasıl davranışlar içinde olacağını tahmin edebilirsiniz. Olmadığı gibi davranmasını beklerseniz hayal kırıklığı ile dönersiniz. Onu olduğu gibi kabullenin ki, benim sevgilim de hiç fena değil diyebilesiniz.

Arkadaşlarla birlikte

Ortak anılarla geri dönüp 3 ay kadar aynı şeylere tekrar tekrar gülebilirsiniz. Eğer huzursuz ya da kıskanç mizacınız varsa bir otele gitmek fikri sinirinizi bozacaktır. Avuç içi kadar bikinileriyle ortalıkta dolaşan kızların sevgilinizin dikkatini dağıtacağını düşünürseniz, kalabalık bir arkadaş grubuyla ortak bir ev kiralamak en iyi seçenek gibi görünüyor. Tabii grubun, evi bulacak ve tüm organizasyonu yapacak kişi olarak sizi atamaması koşuluyla.

Her şeye rağmen ev kiralama işi sizin üzerinize kaldıysa tatil arkadaşlarınızdan şu cümleleri kesinlikle duyacaksınız: "Hani bu evin deniz manzarası da vardı...", "Geçen yıl Mineler çok daha ucuz bir fiyata bahçesi de olan kocaman bir ev kiralamışlardı..." İlk birkaç gün içinde aslında tatile çıktığınız grubun entelektüel seviyesinin de yerlerde süründüğünü fark edebilirsiniz. Bir haftanın sonunda erkekler kızlara (ya da tam tersi) cephe alır ve sataşmalar başlar. "Cem lütfen üstün çıplakken sofraya oturma." "Neden? Sen tişörtünü çıkartırsan bu beni hiç rahatsız etmez mesela Aslı...

Grubun seviyesini yukarı çekmek için göstereceğiniz hiçbir çaba yeterli olmayacaktır. Scrable oynamayı önerebilirsiniz ama ağustos sıcağında şarap içen erkeklerin bulabilecekleri kelimeler, "kalça", "göğüs", "bacak" ile sınırlı kalacaktır. En iyisi siz de ambiyansa ayak uydurmaya çalışın. Şişe çevirmece, strip poker gibi oyunlara razı gelin. Sevgilinizle birlik olup diğerleriyle içten içe dalga geçerek de eğlenebilirsiniz. En azından ikiniz kafa dengi olarak kalmayı başarabilirsiniz.

Yalnız çıkıyorsanız

Erkeklerden nefret edip tek başına olmaktan hoşnut olanlar. Gönlünce kitap okuyup uyuyarak ve bolca dinlenip enerji toplayarak geçirilen tatil, huzur depolamak ve kalabalıktan kaçmak için planlanmıştır zaten.

Heyecan ve hareket arayan tip. Genellikle tek olarak gittiği yerden iki kişi olarak dönmeyi hedefler. Bol eğlence ve yeni bir aşk arayışı içindedir. Her erkek potansiyel bir sevgili olabilir.

Dünyanın bir ucundaki mistik ülkeleri ve keşfedilmemiş yerleri görmek, bol fotoğraf çekmek... Kısaca tam bir kültür yüklemesi yapma amacı güden tatilden geriye o ülkelerden edinilmiş yeni dostlar kalır.

Yine dünyanın bir ucundaki mistik ülkelere seyahat etesrarengiz bir yabancıyla aşk yaşamak.

Seçtiğiniz ülke yeterince mistik ve farklı değilse; gezip görecek yerleri yeterli gelmezse kendinizi şehrin göbeğindeki bir bekarlar barında bulabilirisiniz.

Bir numaralı tipleme tatil boyunca, tüm erkeklerin sersem olduğu düşüncesinden sıyrılıp kendini olayların akışına bırakır. Eğer size uyan tipleme buysa zaten aynı şekilde hissedeceksiniz. İki numaralı tipleme ise önünde bir sersem bulmak için iki haftası olduğunu düşünüp yalnız ölmeyeceğine karar verir. Bugüne kadar yapılan testler, birinci tiplemenin, yani erkeklerden uzak duranların tatilden ikinci tiplemeye göre 8 kat daha fazla aşık olarak döndüğünü kanıtlıyor

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

CUMHURİYET TARİHİ

9/11/2008 · Kategori: TARIH

TÜRKIYE TARIHI

Kurtulus Savasi ve CUMHURIYET TARIHI:

Ulusal Kurtulus Savasi (1919-1923). Mondros Müta-rekesi’nden sonra Osmanli topraklari galip devletler tarafindan paylasilmisti. Bunun üzerine, Anadolu ve Trakya’da savunma cepheleriyle direnis örgütleri kurulmaya baslandi. Türk halki, bu direnis çabalarini tam bagimsizlik hareketine dönüstürmek zorundaydi ve bunu da ancak Mustafa Kemal’in önderliginde gerçeklestirebilirdi. Mustafa Kemal’in 19 Mayis 1919 tarihinde ordu müfettisi olarak Samsun’a ayak basmasiyla dört yil sürecek olan Ulusal Kurtulus Savasi baslamis oldu. 22 Haziran 1919 tarihinde Amasya’da yayin-lanan genelge, bir ulusal kurtulus çagrisi ve bildirgesiydi. Onu Erzurum ve Sivas Kongreleri izledi. Türk halki bu kong-relerle ulusal bagimsizlik konusundaki kararliligini tüm dünyaya söyle haykirdi: “Milli sinirlar içinde vatan topraklari bir bütündür, bölünemez. Manda ve himaye kabul edilemez.”

16 Mart 1920 tarihinde Istanbul fiilen isgal edilerek Osmanli Meclis-i Mebusan’i dagitildi. Bazi mebuslar tutuklandi; tutuklanamayanlar ise Ankara’ya kaçarak Ulusal Kurtulus Müca-delesi’ne katildi.

TBMM, 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da açildi ve Meclis Baskanligi’na Mustafa Kemal seçildi. Ulusal Kurtulus Mücadelesi artik millet adina bu meclis tarafindan yürütülecekti. Meclis’in, Mustafa Kemal’i Baskomutanliga getirmesinden sonra, emperyalist devletlere karsi bütün cephelerde savas baslatildi. Istanbul hükümeti ise 12 Agustos 1920 tarihinde Türkler aleyhine çok agir kosullar içeren Sevr Antlasmasi’ni imzalamisti. Ankara ile Istanbul arasindaki son baglari da koparan bu antlasmaya göre Türkler, Anadolu’nun küçük bir parçasina egemen olabilecekler ve yabanci ülkelerin mali ve askeri denetimi altinda bulunacaklardi.

Mustafa Kemal ve Ankara Hükümeti, Sevr Antlasmasi’ni tanimadi. Önce, Dogu Anadolu’da bagimsiz bir devlet kurmak isteyen Ermeniler’e karsi Kazim Karabekir’in kumandasinda bir mücadele baslatildi ve basariyla sonuçlandi. Rusya ile 2 Aralik 1920 tarihinde Gümrü Antlasmasi imzalandi. Bu, TBMM’nin taraf oldugu ilk uluslararasi antlasmaydi. Bati cephesinde, 15 Mayis 1919 tarihinde Izmir’i isgal ederek Ege içlerine dogru yayilmaya baslayan Yunan kuvvetleri, I. ve II. Inönü Savaslari'yla (Ocak-Nisan 1921) durdurulduktan sonra, Sakarya Savasi’nda (Agustos-Eylül 1921) agir bir yenilgiye ugratildi. Fransa ile imzalanan Ankara Antlasmasi’yla (Ekim 1921) da Fransizlar Adana ve çevresinden çekildiler. Bundan sonra ülkenin bütün güçleri ve kaynaklari bati cephesinde gerçeklestirilecek büyük bir saldiri için harekete geçirildi. Büyük Taarruz ve Baskomutanlik Meydan Savasi’ nda (Agustos-Eylül 1922) Yunan güçleri bozguna ugratilarak Izmir kurtarildi (9 Eylül 1922). Bu askeri basari yeni Türk Devleti’nin kurulmasi sürecini daha da hizlan-dirdi. Ankara Hükümeti ile Itilaf devletleri arasinda Mudanya Mütarekesi (11 Ekim 1922) imzalandi ve baris antlasmasinin kosullarini görüsmek üzere bir süre sonra Lozan’da konferans düzenlenmesi kararlastirildi. Ancak Itilaf devlet-lerinin bu konferansa Istanbul Hükümetini de davet etmeleri saltanatin sonunu getirdi. TBMM, 1 Kasim 1922’de halifeligi saltanattan ayirmaya ve saltanati kaldirmaya karar verdi. Son Osmanli padisahi IV. Mehmed (Vahdet-tin) de 17 Kasim 1922 tarihinde bir Ingiliz savas gemisiyle gizlice Istanbul’u terk etti.

Lozan Baris Antlasmasi (24 Tem-muz 1923):

Ankara Hükümeti’nin tek temsilci olarak katildigi Lozan görüsmeleri, 21 Kasim 1922 tarihinde basladi. Disisleri Bakani Ismet Pasa’nin (Inönü) bas-kanlik ettigi görüsmeler, özellikle kapitü-lasyonlarin gelecegi konusundaki anlasmazlik nedeniyle Subat 1923 tarihinde kesintiye ugradi. Ismet Pasa’nin notasi üzerine 23 Nisan 1923 tarihinde görüsmeler yeniden basladi. 143 madde, 17 ek sözlesme ile protokol ve açiklamadan olusan baris antlasmasiyla Kurtulus Savasi noktalaniyor, TBMM hükümeti resmen taniniyor, Türkiye’nin ulusal sinirlari belirleniyor, kapi-tülasyonlar kaldiriliyor, Osmanli borçlari takside baglaniyor ve sonuç olarak Türkiye’nin siyasal ve ekonomik bagimsizligi ile birlikte egemenlik hakki resmen kabul ediliyordu. 24 Temmuz 1923 tarihinde Isviçre’nin Lozan kentinde imzalanan antlasma, 23 Agustos 1923 tarihinde TBMM tarafindan onaylandi.

CUMHURIYET TARIHI:

Devletin Örgütlenmesi ve Inkilaplar. Ulusal Kurtulus Savasi’nin kazanilip, Lozan Baris Antlasmasi’ nin imzalanmasindan sonra Mustafa Kemal ilk is olarak savas sirasinda kurulan Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyetlerini birlestirerek, Cumhuriyet Halk Firkasi’ na (Partisi) dönüstürdü ve firkanin genel baskanligini üstlendi. Ulusal mücadele anlayisini sivil bir ortamda sürdürecek olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin amaci ülkeyi modernlestirmek, model olarak benimsenen bati sistemini, kurumlarini ve yasam tarzini hayata geçirmekti.

29 Ekim 1923 tarihinde inkilaplarin en önemlisi kabul edilen, Cumhuriyet ilan edildi. Ulusal Mücadele’nin önderi Mustafa Kemal, oybirligiyle Türkiye’nin ilk cumhurbaskani seçildi. O da Ismet Pasa’yi (Inönü) basbakan olarak atadi. Ancak bu gelismeler, ilk Meclis’teki tutucu kesimi rahatsiz etmis; hilafetten kaynaklanan kurum ve kadrolariin yeni yönetim ile çelismesi ihtimali köklü bir dönüsümün gerekliligini ortaya çikarmisti. TBMM, Cumhuriyet’in ilanindan dört ay sonra, cumhuriyetçilik ilkesi ile bagdasmayan ve inkilaplarin hayata geçirilmesi sirasinda ayakbagi olacagi anlasilan hilafeti kaldirarak, Osmanli hanedani mensuplarinin ülke disina çikartilmasina karar verdi (3 Mart 1924).

Modern bir devlet ve toplum yapisinin olusturulmasi için, din ve devlet islerinin birbirinden ayrilmasi, bireylerin inanç ve vicdan özgürlüklerinin saglanmasi gerekiyordu. Bu nedenle de bir hilafet kurumu olan Seriye ve Evkaf Vekaleti kaldirilarak, Basbakanliga bagli Diyanet Isleri Baskanligi ve Evkaf Müdürlügü kuruldu. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile din okullari düzenine son verilerek, tüm okullar ve egitim isleri Milli Egitim Bakanligi bünyesinde birlestirildi Adli Teskilat Yasasi ile seriat mahkemeleri yerini laik mahkemelere birakti. 25 Kasim 1925 tarihinde çikartilan Sapka Kanunu ile sarik ve fes giyilmesi yasaklandi ve “sapka” milli baslik oldu. 26 Kasim 1925 tarihinde ulus-lararasi saat ve takvim düzenleri kabul edildi. 30 Kasim 1925 tarihinde tekke, zaviye ve türbeler kapatilarak tarikat unvanlari kaldirildi. 17 Subat 1926 tarihinde Osmanli hukukunun temel taslari olan Mecelle ve Ser’i Hukuk yerine “Türk Medeni Kanunu” kabul edildi. Buna paralel olarak Borçlar, Ceza ve Ticaret Kanunlari da çagdas esaslar dogrultusunda yeniden düzenlendi.

Çok esliligin yasaklanmasi ve bosanmalar konusunda sa-dece mahkemelerin yetkili kilinmasi, kadin haklari konu-sunda atilan ilk önemli adimlari olusturdu. Kadinlar birçok Avrupa ülkesinden önce; 1930 yilinda belediyeler, 1933 yilinda köy ihtiyar heyetleri, 1934 yilinda ise TBMM için seçme ve seçilme hakki elde ettiler.

Milli Egitim Bakanligi tarafindan yeni bir Türk alfabesi hazirlandi ve Latin harflerinin kullanilmasini öngören yasa 1 Kasim 1928 tarihinde TBMM’de kabul edildi. 1931 yilinda agirlik ve uzunluk ölçüleri degistirildi. Metre ve kilo sistemlerinin kabulü ile ticari ve ekonomik islemler kolaylastirildi, ülke genelinde standart bir ölçü düzeni kuruldu.

21 Haziran 1934 tarihinde Soyadi Kanunu’nun çikartilmasiyla, modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadi verildi.

“Devletin dini Islamdir” hükmü 1928 tarihinde yapilan degi-siklikle Anayasa’dan çikartildi. 1937 yilinda ise Türkiye’nin laik bir devlet oldugu, Anayasa hükmü haline getirildi. 1925 yilinda Türk Tarih Kurumu, 1932 yilinda ise Türk Dil Kurumu kuruldu.

Atatürk Döneminde Iç ve Dis Politika:

Atatürk, inkilaplari halkin tümüne benimsetmek kararindaydi. Fakat devleti kuran inkilapçi CHP içerisinde bile bir süre sonra muhalif sesler yükselmeye basladi. Gerçeklestirilen inkilaplarin Türkiye’nin sosyal ve siyasal yapisina uymadigini düsünen ve aralarinda Rauf Orbay, Kazim Karabekir ve Ali Fuat Cebesoy gibi Ulusal Kurtulus Savasi’ ni yöneten bir grup komutanin da bulundugu muhalifler, Cumhuriyet Halk Par-tisi’nden istifa ederek Terakkiperver Cumhuriyet Firkasi’ni kurdular. Partinin baskanligina Kazim Karabekir getirildi. Güneydogu Anadolu’da gerici Seyh Said Isyani’nin çikmasi üzerine hükümet, 3 Haziran 1925 tarihinde Terakkiperver Cumhuriyet Firkasi’ni kapatti.

Çok partili sisteme geçmek Atatürk’ün idealiydi. Bu nedenle eski basbakanlardan olan Fethi Okyar’a Serbest Firka’yi kurdurdu. Ismet Inönü’ye muhalif olan Fethi Okyar’i n liderligindeki parti, halktan büyük ilgi görmeye ve beklenmedik sekilde gelismeye basladi. Okyar’in Izmir gezisi sirasinda üzücü olaylarin meydana gelmesi nedeniyle parti, 17 Kasim 1930 tarihinde kendini feshetti.

Cumhuriyetin ilk yillarinin özelligi, Milli Misak’a ve barisa dayali dis politika izlenmesiydi. Basarili bir diplomasi ile Istanbul ve Çanakkale bogazlarinin ulusal savunma sistemi içinde yer almasi saglanmis (Montreaux Antlasmasi, 1936), Balkan (1934) ve Sadabad Paktlari ile bütün komsu ülkelere karsi izlenen dostluk politikalari yayginlastirilmisti.

Hatay, Atatürk’ün ugrastigi son dis politika sorunu oldu. Di-namizmi, güçlü sezgileri, güç dengelerini dogru hesap edebilmesi, iç ve dis kosullari dogru degerlendirmesiyle bilinen Atatürk, 10 Kasim 1938 tarihinde vefat ettiginde; Hatay sorununu da çözüme kavusturmus ve bati modeli dogrultusunda büyük adimlar atmis; geriye, kurumlari çagdaslasmis ve inkilaplari yürekten benimsemis bir ülke birakmisti.

Inönü Devri ve Bunalimli Savas Yillari. Atatürk’ün ölümünden sonra ikinci cumhurbaskani seçilen Ismet Inönü, Türkiye’yi 1939 yilinda baslayan Ikinci Dünya Savasi’nin disinda tutmayi basardi. 23 Agustos 1939 tarihinde Sovyet-Alman Antlasmasi imzalandiginda, bu beraberligin Türkiye aleyhine sonuçlar dogurabilecegini düsünen Inönü, Fransa ve Ingiltere ile antlasma yaparak Türkiye’nin ekonomik yardim almasini sagladi (13 Ekim 1939). Sovyetler Birligi ile bu ülkenin Türkiye’ye saldirmayacagi güvencesini alan bir antlasma imzaladi (25 Mart 1941). Almanya ile de Sovyetler Birligi’ne saldirmasi ndan birkaç gün önce saldirmazlik antlasmasi yapan Inönü’nün bu denge politikasi savas boyunca devam etti. Savasin bitmesine kisa bir süre kala ABD, Ingiltere ve SSCB’nin yaninda yer alarak Almanya ve Japonya’ya savas ilan eden Türkiye, 24 Ocak 1945 tarihinde Birlesmis Milletler bildirisini imzaladi ve 5 Mart 1945 tarihinde San Francisco Konferansi’na davet edilerek, Birlesmis Milletler kurucu üyeleri arasinda yer aldi

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

PRATİK BİLGİLER

9/11/2008 · Kategori: PRATIK BILGILER

Pratik Bilgiler

Ütünün  sararttığı çamaşırın sararan kısmını nemlendirin. Üstüne mısır nişastası serpin. Sonra, bir bez aracılığıyla, nemli kısmı ütü ile kurutun. Leke yok olur.

Deri kaplı mobilyalar portakal ve ya limon kabuğuyla ovulursa yeni görünüşlü olur.

Yıkanabilir kumaşlarda kahve lekesini çıkarmanın en kolay yolu saf gliserin ile ovmaktır. Yarım saat bekledikten sonra her zamanki gibi yıkayın.

Kaplardaki kireci temizlemek için kabın içine yumurta kabuklarını bırakıp kaynatın.Veya bir miktar sirke döküp kaynatın. Kireç'in yok olduğunu göreceksiniz.

Kadife kaplı koltukların kadifeleri sirkeli suyla silinirse parlar.

Lavabonuzdan gelen kötü kokuyu gidermek için  içine bir avuç kaya tuzu atın. Koku yok olacaktır.

Kurumamış kan lekesinin üzerine biraz nişasta serpmek ve nişasta kuruduktan sonra fırçalamanız yeterlidir. Kurumuş lekeler için de bir litre suya katacağınız iki yemek kaşığı amonyak işinizi görecektir. Leke bu karışım ile fazla bastırılmadan silinirse yok olacaktır.

İçinde yağ beklemiş şişeleri temizlemek için şişenin içerisine sirke ile parça halinde kaya tuzu atmalı ve iyice sallamalı. Bol su ile çalkaladıktan sonra şişeler ilk hali gibi olur.

Meyve suları örtünün üstüne dökülür dökülmez tuz serpin .Yıkadığınız zaman tertemiz olacaktır.

Limon kolonyası kullanarak oluşan çay lekesini çıkarabilirsiniz.

Halınız yağ lekesi olmuşsa karbonatla bunu temizleyebilirsiniz.Yağın üstüne bol karbonat döküp, biraz ovmak yeter, kuruduktan sonra iyice fırçalayın. Lekenin yok olduğunu göreceksiniz.

Muşamba ve marleylerdeki ayakkabı izleri ile diğer lekeleri çıkarmak için tiner kullanılır. Tiner bulunmadığı zamanlarda ise sirke aynı işi yapacak güçtedir.

İçinde yumurta kaynattığınız su mineral bakımından oldukça zengin olduğu için soğuduktan sonra bitkilerinizi sulayabilirsiniz.

Tıkanan lavabolarınızı kaynar sodalı su ile açabilirsiniz. Tıkalı yere döküp bir müddet bekleyin.

Donmuş camlarınızı tuza batırılmış nemli bezle silerseniz buzu rahat çözersiniz.

Kumaşlardaki tükenmez kalem lekelerini ispirtoyla silerek veya kumaşın o kısmını ispirtoya yatırarak çıkarabilirsiniz.

Bir bezi gliserine batırarak camları bu bezle silerseniz, gliserin camların terlemesine ve suyun süzülerek yerleri kirletmesine engel olur.

Eğer yıkanmayacak kumaşınız ruj lekesi olduysa alkolle silerek kolayca çıkarabilirsiniz. 

Paslanmış demir malzemenizin üzerine bir miktar çinko parçası ekledikten sonra az miktarda sülfürik asit koyulmuş su içerisinde bekletirseniz pastan tamamen kurtulabilirsiniz. 

Yağlı boya lekelerinden kurtulmak için lekeyi eter veya asetonlu bezle silmeniz yeterli olacaktır. 

Giysilerinizde oluşan ter lekelerini  amonyak şişesinin ağzına tutarak temizleyebilirisiniz. Kokuyu ise yarım çay kaşığı sirke karıştırılmış suya batırılan süngerle silerek yok edebilirsiniz. 

Şarap lekesi taze ise lekeye tuz dökülür .Eğer leke beklemiş ise oksalik asit veya amonyak çözeltisi ila leke yok edilebilir. 

Eğer lekeleri temizledikten sonra o bölgede renk açılması var ise o bölge seyreltik asetik asit çözeltisine batırılmış sünger ile silinirse rengin eski halini alması sağlanır. 

Gümüşlerinizi 20 ml su içerisinde 10 g tebeşir tozu ve 10 g amonyak çözündürülerek hazırladığınız karışım ile ovabilirsiniz. 

İpekli, yünlü kumaşlarınız baz çözeltilerinden, pamuklu, keten ve kenevir elyaf ise asit çözeltilerinde zarar görmektedir. 

Organik leke çıkarıcılar (aseton, alkol, benzin, karbon tetraklorür, kloroform, eter) kullanıldıktan sonra bölge kuru bezle iyice kurutulmalıdır.

Elbisenizdeki fondöten lekesini, etere batırılmış bir bezle sildikten sonra sabunlu suyla yıkayın. Leke yok olacaktır.

Salça ve keççap lekesini yok etmek için sıcak su ile gliserini eşit miktarlarda karıştırın. Kumaşı bir saat boyunca bu karışımda beklettikten sonra her zaman kullandığınız deterjan ile yıkayın.

    Terleme lekesi beyaz kumaşta ise oksalik asitle silin, durulayın, sonra oksijenli su ile        
    silin. Nazik kumaşta ise hafif amonyaklı veya limonlu su ile silin.Yünlü kumaşta kumaşı  
    birkaç saat sirkeli soğuk suda beklettikten sonra lekeyi  temizleyebilirsiniz.



Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::